MENKIBE ............................... Hz. EBU BEKR’İN KEFENİ
Bilâl-i Habeş-î Hazretleri, Resûlullahın vefâtından sonra, mü’minlerin annesi Âişe-i Sıddîka “radıyallahü anhâ’’ nın evinin önüne gidip kapısını çalar. Âişe-i Sıddîka validemizin içeriden ağlayarak şöyle dediğini işitir:
-Ayrılık ateşiyle yanan kalbin kapısını çalan kim?
-Resûlullahın hizmetçisi Bilâl.. Resûlullahın ayrılığı ile nasılsınız?
-Ey Bilâl, sudan uzak kalan balığın hâli nasıl olur? Ey Bilâl, dün gece rü’yâda gördüm ki, Resûlullah gökyüzünde meleklerle dolaşıyordu. Nereye gittiğini sordum. Babam Ebû Bekr-i Sıddık’ın ruhunu karşılamaya gittiğini buyurdu.
Hazret-i Bilâl, Ebû Bekr-i Sıddıkın yanına giderek, Âişe vâlidemizin rü’yasını anlatır. Hazret-i Ebû Bekir, buyurur ki:
-Allahü teâlâya yemin ederim ki, dün gece ben de aynı rü’yâyı gördüm. Git kızım Âişe’yi bana çağır, son bir defa daha beni görsün!
Bu konuşma devam ederken Âişe vâlidemiz içeri girerek der ki:
-Babacığım işte yıkanmış temiz bir kefen getirdim.
-Yavrum yıkanmış kefeni bırak, müslüman olduğum ilk gün üzerimde bulunan kaba elbisemi bana kefen yapın? Çünkü çok zamanlar, Allah sevgisinin verdiği korku ile ağlar, gözyaşlarımı o elbiseye sürerdim. Allahü teâlâ, o gözyaşlarımın hürmetine belki bana rahmet eder.
GÜNÜN TARİHİ ............................................. MERCİDABIK ZAFERİ
470 yıl önce bugün; 24 Ağustos 1516’da Türk ordusu Halep yakınlarındaki Mercidabık Ovası’nda büyük Memlûk Ordusu’nu perişan ederek tarihinin en önemli zaferlerinden birini kazanmıştı. Büyük cihangir Yavuz Sultan Selim Han, kumandasındaki ordumuz Mercidabık Ovası’nda koskoca Memlûk Ordusu’nu tamamen imha etmiş, Memlûk Sultanı da bu amansız cenkte can vermişti. Bu zafer ile Suriye toprakları Osmanlı Devleti’nin sınırları içine dâhil olmuştu. Yavuz Sultan Selim Han ve Türk Ordusu artık Kahire’ye yürüyordu...
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE