SOHBET GIYBET (Dünden devam)
“Yanında, din kardeşi gıybet edilince, gücü yettiği hâlde ona yardım etmiyen kimsenin günâhı, dünyâda ve âhırette kendisine yetişir.”
Gıybet yapılırken, orada bulunan kimse, korkmazsa, söz ile, korkunca, kalbi ile red etmezse, gıybet günâhına ortak olur. Sözünü kesmesi veyâhut kalkıp gitmesi mümkün ise, bunları yapmalıdır. Eliyle, başıyla, gözüyle men etmesi kâfî gelmez. Açıkça, sus, demesi lâzımdır.
Bir İslâm âlimi: (Gıybet edene sus diyene yüz şehid sevâbı verilir.) buyurdu.
İnsanı gıybet etmeğe sürükliyen sebebler çoktur. Ba’zıları şunlardır:
Ona karşı düşmanlık, yanında olanların fikirlerine uymak düşüncesi, sevilmiyen bir kimseyi kötülemek, kendisinin o günâhta bulunmadığını bildirmek, kendinin ondan üstün olduğunu bildirmek, hased etmek, yanında bulunanları güldürmek, şakalaşmak, onunla alay etmek, ummadığı kimsenin harâm işlemesine hayretini bildirmek, buna üzüldüğünü, ona acıdığını bildirmek, harâm işlediği için onu sevmediğini bildirmek.
Gıybet, insânın sevâblarının azalmasına, başkasının günâhlarının kendine verilmesine sebeb olur. Bunları, her zaman düşünmek, insânın gıybet etmesine mânî olur.
Gıybet ederken başkasından söz taşınırsa ayrı bir günâha daha girer. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Söz taşıyan (nemmam) Cennete giremez.”
“Sizin en fenanız söz taşıyanlar, aranızı bozanlar ve insanların birbirine düşürenlerdir.”
Buna fitne çıkarmak denir. Büyük günâhtır.
Gıybet insanların aralarının açılmasına, dargınlıklara sebeb olur.
Gıybet etmenin keffâreti üzülmek, tövbe etmek ve onunla helâllaşmaktır. Affetmezse, onu övmeli, sevdiğini bildirmeli, yalvarmalı, gönlünü almalıdır. Helâl etmezse hak yine onundur. Pişmân olmadan helâllaşmak, riyâ olur, ayrı bir günâh olur. Ölüyü ve zîmmî olan kâfiri gıybet de harâmdır.
(SON)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE