MENKÎBE ......................................... HACER-ÜL-ESVED
Henüz, Resûlullah’a Peygamberlik gelmeden önce, Kâbe’nin tâmirinde, her kabile kendine isâbet eden kısmını yaptırıyordu. Kâbe’nin duvarı yükselip de Hacer’ül-Esved yerine konacaktı. Kureyş’den her kabîle, Hacer’ül-Esved’i yerine koymak şerefini kendileri kazanmak istiyorlardı. Bu sûretle kabileler arasında şiddetli münakaşalar zuhur etti. Nihayet, Kureyş’in en yaşlısı bulunan Ümeyye bin Muğir, Kureyş’in ileri gelenlerini Mescid’de topladı. Orada ihtilafı halletmek için şu teklifte bulundu:
“Şimdi buraya, Safa kapısında ilk defa kim girerse, onu hakem tayin edelim.”
O sıra, Resûlü Ekrem efendimizin kapıdan içeri girdiğini görünce, orada bulunanlar hep bir ağızdan:
“-İşte Muhammed’ül emin girdi. Hepimiz hükmüne razıyız” dediler.
Hemen onun yanına giderek, aralarında anlaşamadıkları konuda hakem olmasını teklif ettiler.
Peygamberimiz, bir halı getirtti. Hâcer’ül-Esved’i üzerine koydu. Her kabîleden birer kişi istedi. Bunlara da halının kenarlarından tutturup kaldırttı. Sonra da, mübârek elleri ile taşı tutup yerine koydu.
Böylece, Kureyş arasında çıkması muhtemel olan bir hâdise, O’nun hakemliği ile önlenmiş oldu.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE