BUGÜN..........................Mİ’RÂC GECENİZ HAYIRLI OLSUN
Recep ayının yirmiyedinci gecesi (bugün) Mi’râc Gecesi’dir. Mi’râc, merdiven demektir. Resûlullah’ın göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gecedir.
Ehl-i sünnet âlimleri buyurdu ki: Mi’râc, rûh ve ceset ile birlikte oldu.
Resûlullah, mi’râcda Cenneti, Cehennemi, sayısız şeyleri görüp, Kürsî, Arş ve Rûh âlemlerini geçip, bilinmeyen, anlaşılamayan, anlatılamayan şekilde, Allahü teâlânın dilediği yerlere çıktı. Mekânsız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak, Allahü teâlâyı gördü. Gözsüz, kulaksız, mekânsız olarak, Rabbi ile konuştu. Hiçbir mahlûkun bilemiyeceği, anlıyamayacağı nimetlere kavuşup bir anda, Kudüs’e ve oradan da, Mekke-i Mükerreme’ye, amcasının kızı Ümm-i Hâni’nin evine geldi. Yattığı yer henüz soğumamıştı.
Bütün müslümanlar, Resûlullahın mi’râcını kutladılar. Onların imânı kuvvetlendi. Kâfirlerin düşmanlığını arttırdı.
Resûlullaha kâfirler, “Mescid-i Aksa’nın kaç kapısı, penceresi var?” gibi sorular sordular. Peygamberimiz buralara Mi’râcda dikkat etmemişti. O anda Cebrâil aleyhisselâm, Mescid-i Aksa’yı gözünün önüne (Televizyon gibi) getirdi ve sorulara tek tek cevap verdi.
Mİ’RÂC’DA
Söyleşirken, Cebrâil ile kelâm,
Geldi Refref, önüne verdi selâm.
Aldı ol şâh-ı cihân-ı ol zaman,
Sidre-ye gitti ve götürdü hemân.
Gel Habîbim, sana âşık olmuşum,
Cümle halkı, sana ben kılmışım.
Gece gündüz, durmayıp istediğin,
No’la ki, görsem cemâlin dediğin.
Ne murâdın var ise, edem revâ,
Eyleyem, bir derde, bin türlü devâ.
Mustafâ dedi, ey Rabb-i rahîm,
Ey hatâ pûş ve atâşı çok, kerîm.
Ol Zâ’îf ümmetlerin, hâli no’la?
Huzûruna, nîce anlar, yol bula?
Gece gündüz, işleri isyândır hem,
Korkarım yerleri ola Cehennem!
Hak teâlâdan erişdi, bir nidâ;
Yâ Muhammed! Ben sanâ kıldım atâ,
Ümmetini sana verdim, ey Habîb,
Cennetimi onlara kıldım nasîb!
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE