Untitled Document

GÜNÜN TARİHİ.................. İMÂM-I GAZÂLÎ

İmâm-ı Mu­ham­med Ga­zâ­lî, Huc­ce­tül-İs­lâm adı ile meş­hûr­dur. İs­lâm âlim­le­ri­nin bü­yük­le­rin­den­dir. Tûs şeh­ri­nin Ga­zâl ka­sa­ba­sın­da te­vel­lüd, 1111’de yi­ne ora­da ve­fât et­di. Ve­zir Ni­zâ­mül­mülk’ün hu­zû­run­da­, âlim­ler mec­li­sin­de­ki ko­nuş­ma­la­rın­da, hep­si­ni hay­ret­te bı­rak­mış­tı. Ba­ğad’ta Ni­zâ­mi­ye üni­ver­si­te­si­ne pro­fe­sör ol­du. Hac­dan son­ra Şam­’da pro­fe­sör ya­pıl­dı. Mı­sır­da da ders okut­tu. Mü­kem­mel rum­ca öğ­ren­di. Yu­nan fe­le­sof­la­rı­nın ki­tap­la­rı­na ce­vâp­lar yaz­dı.
Din bil­gi­le­rin­de­ki de­rin­li­ği­ne, eser­le­ri şâ­hit­tir. Bu eser­le­ri oku­yup an­lı­ya­bi­len, onu ta­nır. O, za­ma­nı­nın bü­tün fen bil­gi­le­rin­de de, mü­te­has­sıs idi. Dün­yânın dön­dü­ğü­nü, mad­de­nin ya­pı­sı­nı, ay, gü­neş tu­tul­ma­sı­nın he­sâb­la­rı­nı, da­hâ ni­ce tek­nik ve sos­yal bil­gi­le­ri yaz­mış­tır.
VEFÂTI: İmâm-ı Ga­zâ­lî haz­ret­le­ri, ve­fâ­tı­na ya­kın bir gün, ta­le­be­le­ri­ne ve sev­dik­le­ri­ne bu­yur­du ki:
“Ba­na ye­ni bir el­bi­se ha­zır­la­yıp ge­ti­rin! Pa­di­şa­hın hu­zu­ru­na çık­mak is­ti­yo­rum.’’
Bi­ri­si gi­dip bir el­bi­se ge­tir­di. İmâm haz­ret­le­ri  alıp evi­ne git­ti. İçe­ri­de, her za­man­kin­den çok kal­dı. Dı­şa­rı çık­ma­dı. Bu­nun üze­ri­ne o kim­se, üç ar­ka­da­şı ile içe­ri gir­di. Gör­dü­ler ki, İmâm-ı Ga­zâ­lî haz­ret­le­ri ye­ni el­bi­se­le­ri gi­yip rû­hu­nu tes­lim et­miş, ba­şı ucun­da bir kâ­ğıt­ta şu be­yit­ler ya­zı­lı idi:
Be­ni ölü gö­ren ve ağ­la­yan dost­la­rı­ma
Şöy­le söy­le, üzü­len o din kar­daş­la­rı­ma:

“San­ma­yı­nız ki, sa­kın, ben öl­mü­şüm ger­çek­ten
Val­la­hi siz de ka­çın, bu­na ölüm de­mek­ten.’’

Ben bir ser­çe­yim ve bu be­den be­nim ka­fe­sim.
Ben uç­tum o ka­fes­ten, re­hin kal­dı be­de­nim.

Ba­na rah­met oku­yun, rah­met olu­na­sı­nız.
Biz git­tik, bi­li­niz ki, sır­da siz var­sı­nız.

Son sö­züm ol­sun si­ze, ‘“Aley­küm se­lâm’’ dost­lar!
Al­lah se­lâ­met ver­sin, di­ye­cek baş­ka ne var?
 





Featured Image 01