GÜNÜN TARİHİ ............... CELÂLEDDİN-İ RÛMÎ
Allahü teâlânın aşkı ile dolmuş, evliyânın büyüklerindendir. 1207’ de Belh şehrinde doğup, 1273’te Konya’da vefat etti.
Babası Behâeddin-i Veled de, büyük âlimdi. Oğlu ile birlikte, Hicaz’a, sonra Şam’a oradan da Konya’ya geldi. Önce Hüsâmeddin’den feyz aldı. Sonra, Şemseddin-i Tebrîzî gelip irşad eyledi.
SUAL: Hazret-i Mevlânâ ney çalmış mıdır? Mevlânâ müzesinde ney ve kaval gibi bir çok mûsikî âletleri vardır. Hazret-i Mevlânâ bunları çalıyor muydu?
CEVAP: Mevlâna, ney veya başka çalgı çalmamıştır. Mesnevî’nin birinci beyti şöyle:
Dindi neyden, nasıl anlatıyor, ayrılıklardan şikâyet ediyor.
Ney, yüksek derecelere erişmiş, kâmil müslüman demektir. Bunlar, her an Allahü teâlânın rızasını ararlar. Ney, Farsçada, yok demektir. Bu kâmil insanlar da kendi varlıklarından yok olmuşlardır. Ney denilen çalgı, içi boş bir çubuktur. Neyden çıkan sesler, onu çalandan hâsıl olmaktadır. Kâmil insanlar da, kendi varlıklarından boşalıp kendilerinden, Allahü teâlânın ahlâkı ve sıfatları zâhir olmaktadır. Ya’ni affedici, merhametli, ayıpları örtücü gibi güzel ahlâka sahip olurlar.
Ney, kamış, kalem demektir ki, burada da kâmil insan kasdedilmektedir. Kalemin hareketi ve yazması kendiliğinden olmadığı gibi, kâmil insanın harekteleri de, sözleri de Allahü teâlânın ilhâmı iledir.
Bazıları, bu beyitteki (Ney) kelimesini çalgı zannederek ney, dümbelek gibi çalgı çalmışlar, dans edip dönmüşlerdir. İbâdete haram karıştırarak İslâmiyyete leke sürmüşlerdir. Çaldıkları ney, kaval gibi çalgıları Hazret-i Mevlâna’nın çaldığını zannetmektedir. Mesnevi şerhlerini okuyanlar hakikati öğrenir, câhillere aldanmamış olurlar.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE