Untitled Document

MEN­KI­BE............................KU­SUR­LU AMEL


Sâ­lih bir zât, müş­te­ri­si­ne ye­ni bir el­bi­se sa­tar. Müş­te­ri bir­kaç gün son­ra el­bi­se­de ku­sur gö­rüp sâ­lih zâ­ta ge­ti­rin­ce, sâ­lih zât ağa­ma­ğa baş­lar. Müş­te­ri bu­nun ağ­la­dı­ğı­nı gö­rün­ce, (Ber ku­su­ru­nu ka­bul edi­yo­rum, hakk­mı he­lâl et­tim, ye­ter ki sen ağ­la­ma!) der. Sâ­lih zât der ki, ( Ben el­bi­se­nin ku­sur­lu çık­ma­sı­na ağ­la­mı­yo­rum. El­bi­se­ye dik­kat­le ­bak­tı­ğım hal­de, ku­sur­suz ola­rak ver­di­ği­mi zan­ne­di­yo­rum. Hal­bu­ki ku­sur­lu imiş. Yâ, Rab­bi­mi­ze gön­der­di­ği­miz amel­ler ku­sur­lu çı­kar da yü­zü­mü­ze çar­pı­lır­sa ne ya­pa­ca­ğız di­ye ağ­lı­yo­rum.)
Süf­yan-ı Sev­rî haz­ret­le­ri, bir zâ­tın evi­ne mi­sâ­fir olur. Ye­mek­te ta­bak lâ­zım olur. Ev sa­hi­bi oğ­lu­na ses­le­nir: (Oğ­lum İkin­ci hac­dan ge­lir­ken al­dı­ğım ta­ba­ğı ge­tir!) Bu­nun üze­ri­ne Süf­yan-ı Sev­ri haz­ret­le­ri (Bu sö­zün­le yap­tı­ğın her iki hac­cı da if­sat et­tin) di­ye bu­yu­rur. Ha­dîs-i şe­rîf­te, “Ku­lun iş­le­di­ği amel­ler ka­bul olur­sa, Al­lah’ın sa­yı­sız ni’met­le­ri­ne kar­şı­lık ka­bul edi­lir. Fa­kat ku­lun gü­nah­la­rı açık­ta ka­lır. Al­la­hü te­âlâ, di­ler­se gü­nah­la­rı da af­fe­der.” bu­yur­du. Ne ka­dar çok ibâ­det ya­pıl­sa ve bun­lar da ka­bul ol­sa, yi­ne kul, ibâ­de­tiy­le Cen­ne­te gi­re­mez. An­cak Al­lah’ın rah­met ve ih­sâ­nı ile Cen­ne­te gi­re­bi­lir. İba­det­ler ise, Ce­nâb-ı Hakk’ın rah­me­ti­ne se­bep­tir­ler. Bir uz­vun dün­ya­da sıh­hat­li ol­ma­sı­na bi­le kar­şı­lık ola­maz­lar.

FIKRA    ................  SEN KEN­Dİ­Nİ HA­ZIR­LA
Ömer, uzak bir kent­te ya­tı­lı oku­yor­du. Sı­nıf­ta ka­lın­ca, te­le­fon­la an­ne­si­ni ara­dı:
- Alo, alo...  Kim­si­niz? Ben Ömer.
- Ben de an­ne­nim. Oğ­lum na­sıl­sın, iyi mi­sin?
- İyi de­ği­lim an­ne, sı­nıf­ta kal­dım. Ben eve gel­me­den ba­ba­mı ha­zır­la...
Annesi kızdı:
- Ba­ban ha­zır, sen ken­di­ni ha­zır­la!...
¬ Gece yatağına uzandığın zaman; o gün ne yaptığını ve yaran ne yapacağını kendine sormadan uyuma!
¬ Çok konuşma, yerinde özlü konuş! Kıymet ve te’sir çok sözde değil, yerinde ve özlü sözdedir!

 





Featured Image 01