Untitled Document

BÜYÜKLERİMİZ HZ. VAHŞÎ (1) “ra­dı­yal­la­hü anh”

Uhud har­bin­de haz­ret-i Ham­za’yı şe­hit eden Vah­şî “ra­dı­yal­la­hü anh”, müs­lü­man olun­ca Me­dîne’ye Re­sû­lul­lah efen­di­mi­zin ya­nı­na ge­lip de­di ki:
-Ya Re­sû­lul­lah, bir kim­se Al­lah’a ve Re­sû­lü’ne düş­man­lık et­se, en kö­tü, en çir­kin gü­na­hı iş­le­se, son­ra piş­man olup te­miz imân et­se, Re­sû­lul­la­hı ca­nın­dan çok se­vi­ci ola­rak hu­zu­ru­na gel­se, bu­nun ce­za­sı ne­dir? Re­sû­lul­lah bu­yur­du:
-İmân eden, piş­man olan af olur, bi­zim kar­de­şi­miz olur.
-Yâ Re­sû­lul­lah, ben imân et­tim. Piş­man ol­dum. Al­la­hı ve Re­sû­lü­nü her şey­den çok se­vi­yo­rum. Ben Vah­şi’yim.
Re­sû­lul­lah, Vah­şî adı­nı işi­tin­ce, haz­ret-i Ham­za’nın par­ça­lan­mış hâ­li gö­zü önü­ne gel­di. Ağala­ma­ğa baş­la­dı:
-Git, se­ni gö­züm gör­me­sin! bu­yur­du.
Vah­şî öl­dü­re­ce­ği­ni an­la­ya­rak ka­pı­ya yü­rü­dü. Es­hâb-ı kîrâm kı­lın­ca sa­rıl­mış işâ­ret bek­li­yor­du. Vah­şi, son ne­fe­si­mi alı­yo­rum der­ken, Ceb­râ­il aley­his­se­lâm gel­di. Al­la­hü te­âlâ­nın şu em­ri­ni bil­dir­di:
(De­va­mı ya­rın)
 

 





Featured Image 01