Untitled Document

TA­RİH............M­Zİ OL­DU

Dün­yanın üç kı­t’a­sı­na hâ­kim olan ec­dâ­dı­mı­zın kah­ra­man­lık ve ce­sâ­re­tin­den baş­ka bir­çok me­zi­yet­le­ri da­ha var­dır. Bun­la­rın bir­ço­ğu bu­gün ha­fı­za­lar­dan ar­tık si­lin­miş gi­bi­dir. Bu mâ­ne­vi va­sıf­lar, vak­tiy­le Do­ğu ve Ba­tı kay­nak­la­rın­da akis­ler bı­ra­ka­cak ka­dar dün­ya­ya ün sal­mış­tı. Es­ki Türk­ler’den bah­se­den “His­to­ire anony­me de la pre­mi­êre Cro­isa­de” adın­da­ki eser­de şöy­le de­nil­mek­te­dir:
“Türk­le­rin yük­sek ze­kâ­la­rı­nı ve cen­gâ­ver­lik ka­bi­li­yet­le­riy­le şe­câ’at­le­ri­ni tas­vi­re cür’et ede­cek  de­re­ce­de âlim ve ha­kim ol­du­ğu­nu kim id­diâ ede­bi­lir?”
İs­tan­bul’da do­kuz se­ne ka­lıp Os­man­lı ce­mi­ye­ti üze­rin­de esas­lı in­ce­le­me­ler­de bu­lu­nan Fran­sız dok­to­ru A. Bra­yer, Ne­uf an­nê­es â Cons­tan­ti­nop­le” is­min­de­ki ese­ri­nin bi­rin­ci cil­di­nin 196-197’in­ci say­fa­la­rın­da şun­la­rı yaz­mak­ta­dır:
Kur’ân, dâ­ima kar­deş­çe ge­çi­nil­me­si­ni tav­si­ye et­mek­te, az ye­me­ğe ka­na­at düs­tû­ru­nu koy­mak­ta, şa­rap ve­sa­ire gi­bi in­sa­nı baş­tan çı­ka­ran iç­ki­le­ri ve her tür­lü ha­vaî oyun­la­rı men et­mek­te­dir. İş­te bu emir­le­re ve ya­sak­la­ra uyul­du­ğun­dan do­la­yı İs­tan­bul’un en ha­re­ket­li so­kak­la­riy­le en ka­la­ba­lık ma­hal­le­le­ri­ az gü­rül­tü­lü olur ve gü­neş bat­tık­tan son­ra da de­rin bir ses­siz­lik için­de ka­lır. Bir müs­lü­man Türk’ün di­ğer bir müs­lü­man Türk’e hid­det­le bak­tı­ğı nâ­dir gö­rü­lür. İh­ti­yar­la­rın es­ki kah­ra­man­lık çağ­la­rın­da hâ­iz ol­du­ğu nü­fuz ve te­sir, müs­lü­man Türk­ler ara­sın­da hâ­lâ­ berde­vam ol­du­ğu için, ak sa­kal­lı bir ih­ti­yar öy­le bir ga­le­ya­nı, bir­kaç ata­ sö­zü söy­le­ye­rek ve bir iki âyet  oku­ya­rak der­hal ya­tış­tı­rıp re­zâ­le­te ni­hâ­yet ve­re­bi­lir. Av­ru­pa’nın bâ­zı pa­yi­taht­la­rın­da çok bü­yük po­lis kuv­vet­le­ri bu­lun­du­ğu hal­de ci­nâ­yet­le­ri ön­le­yip câ­ni­le­ri ya­ka­la­ma­ya kâ­fi gel­me­me­si­ne mu­ka­bil, İs­tan­bul’da po­li­sin he­men hiç bir işi yok gi­bi­dir.”

GÜ­ZEL SÖZ­LER...................................SAÂDETİN ANATARI
Ebe­di sa­âde­te ka­vu­şa­mayı arzu eden,
-Firdevs Cennetini.
-Cennette,  Al­la­hü te­âlâ­nın cemâlini görmeyi,
-Şehitlik makamını istemelidir.
Bunlar gönülden istenirse,  Al­la­hü te­âlâ­ da sebeplerini yaratır.

 





Featured Image 01