YOLUN SONU...................................YEŞİL ELBİSE
Yolda karşılaştığımızda, ezan okunuyordu.
–Gel seni câmiye götüreyim, dedim. Bugün Cuma, biliyorsun.
– Sen de benim câmiye gitmediğimi biliyorsun, dedi.
–Biliyorum ama, dedim. Sebebini çok merak ediyorum.
–Ne bileyim olmuyor işte, dedi. Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri çıkar diye endişe ediyorum.
Gayri ihtiyari gülmeye başladım.
–Herhalde şaka yapıyorsun, dedim. Bunun için câmi terk edilir mi?
–Ciddi söylüyorum, dedi. Giyimime ve özellikle yeşile çok düşkün olduğumu bilirsin.
Gerçekten de öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri mutlaka yeşilin tonlarından seçer ve her zaman ütülü giyinirdi.
Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve konuyu açtığıma pişman etmişti. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık.
Konuşmamızdan 2 ay sonra, kendisinin câmide olduğunu söylediler. Hemen gittim. Bahçedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve üzerinde yine yeşiller vardı.
Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle:
–Hani, dedim. Câmiye gelmeyecektin.
Hiç sesini çıkarmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu
(Zaferden).
DİKKAT ................. GAZYAĞI ZEHİRLENMESİ
Bu maddenin meydana getirdiği zehirlenme mide ve boğazda yanma, bulantı, kusma, solunum sıkıntısı ve gözlerin yaşarmasıyla belli olur. Yapılacak ilk iş hastayı temiz havaya çıkarmak, suni solunum yaptırmak ve oksijen vermektir. Zehir ağızdan alınmışsa hastayı kusturmak ve acele midesini yıkamak lâzımdır. Gerekirse müshil verilir ve kan nakli yapılır. Bu gibi durumlarda hemen bir doktora başvurmak en iyi çaredir.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE