ŞİİR ................ EZÂN-I MUHAMMEDİ
Osmanlı Devleti’nin “EZAN VE KUR’ÂN” üzerini titrediğini söyleyen Yahyâ Kemal, bunu çok güzel şiir ve nesîr yazılarla ifâde etmiştir.
“Rahmete” vesile olur ümidiyle aynen neşrediyoruz...
Emr-i bülendsin, ey Ezân-ı Muhammedî
Kâfi değil sadâna, Cihân-ı Muhammedî..
Sultan Selîm-i evveli, râm etmeyüb ecel,
Fethetmeliydi âlemi, şân-ı Muhammedî...
Gök nûra garkolur, nice yüzbin minâreden,
Şehbâl açınca, rûh-i revân-ı Muhammedî...
Ervâh cümleten görür, Allahü ekberi,
Akseyleyince arşa, lisân-ı Muhammedî...
Üsküp’te kabr-i bedi’u, beyân-ı Muhammedî...
Lügatçe:
Bülend: Yüce, Sadâ: Ses, Râm: Teslim olma, Şehbal: Uzun tüylü kanat, Ervah: Ruhlar, Mâder: Anne, Nev: Yeni, Tuhfe: Hediye, Bedî: Güzel, sanatlı.
HİKMET................ TEKNOLOJİ VE MUTLULUĞUMUZ
Teknoloji, 75 yıl öncesine kadar çok ağır adımlarla ilerlemesine rağmen, son 75 yıl içinde dev adımların ötesinde, çok büyük bir sıçrama yaptı. Bu sıçrama muhasebe ve muhakeme için zaman ve fırsat vermedi. Öyle bir sıçrama oldu ki, buna bir “teknolojik patlamadır” diyebiliriz.
Bu büyük patlama, insanlığın üzerine korkunç bir kül ve toprak serpmiş gibi, onu madde ile boğmak üzeredir. Ma’neviyât ve ahlâki kurallardan uzaklaştırmış, insanları konuşan ve fakat yeteri kadar düşünemeyen robotlar haline getirmiştir.
Bütün davranışlar ve ahlâkî değerler, madde ile ölçülmeğe başlanmıştır. Bu durum ise, insanın mutluluğunu temin edememiştir.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE