Untitled Document

SOHBET .................. BELÂLARA SABIR

Al­la­hü te­âlâ bu­yur­du ki; Be­lâ gön­der­di­ğim kim­se­ler sab­re­dip in­san­la­ra şi­kâ­yet et­mez­se, on­la­ra imân­la öl­me­yi na­sip ede­rim.
Al­la­hü te­âlâ bu­yur­du ki; Ben kul­la­rım­dan her­han­gi bi­ri­ne, be­de­nin­de, ma­lın­da ve­ya ev­lâ­dın­da bir mû­si­bet ver­di­ğim va­kit onu gü­zel bir sa­bır­la kar­şı­lar­sa, kı­ya­met gü­nü onun için mi­zan ve he­sap kur­mak­tan ha­yâ ede­rim.
Es­hâb-ı ki­râm­dan, Ru­mey­sa haz­ret­le­ri şöy­le an­la­tı­yor:
-Ço­cu­ğum has­ta idi. Ba­ba­sı Ebû Tal­ha bir ye­re git­miş­ti. Oğ­lum öl­dü. Üze­ri­ni ört­tüm.Ba­ba­sı dön­dü­ğü za­man (has­ta na­sıl ol­du?) di­ye sor­du. (Bu ge­ce­den da­ha iyi ge­ce ge­çir­me­di.) de­dim. Son­ra ye­mek ge­tir­dim, ye­di. Her za­man­kin­den da­ha çok süs­len­dim. Se­vinç­li gö­rü­nü­yor­dum. De­dim ki:
-Kom­şu­mu­za ariyet ola­rak bir şey ver­dim. Bir za­man son­ra ge­ri is­te­yin­ce, san­ki o ma­lı te­mel­li ver­mi­şim gi­bi, is­te­me­ye­rek iâ­de et­ti. Üs­te­lik ağ­la­dı da...
Ebû Tal­ha hay­ret­le de­di ki:
-Şa­şı­la­cak şey, ne alakasız insanlar bunlar. Emanete verilen şeyi geri isteyince hiç iâde etmek zor gelir mi?
He­men ta­şı ge­di­ği­ne koy­dum:
-Se­nin oğ­lun bi­ze, Al­la­hü te­âlâ­nın bir he­di­ye­si, bir ema­ne­ti idi. Ya­nı­mız­da ariyet ola­rak du­ru­yor­du. Bu­gün ge­ri is­te­yip al­dı. Ebû Tal­ha, gü­zel sa­bır gös­te­re­rek de­di ki:
-He­pi­miz de Al­la­h’a dö­ne­ce­ğiz.
Sa­bah olunca Ebû Tal­ha bu­nu Re­sû­lul­la­ha an­lat­tı. O da bu­yur­du ki: (Dün­kü ge­ce­niz mü­bâ­rek ol­sun. Bü­yük bir ge­ce ge­çir­di­niz. Cen­ne­te gir­di­ğim­de Ebû Tal­ha’nın ha­nı­mı Ru­mey­sa­’yı ora­da gör­düm.)
Ya Rab­bi, biz­le­ri sabr-ı ce­mil gös­te­ren­ler­den ey­le!
¥ Büyük lokma ye, büyük söz söyleme.
¥ Cahilin dostlüğundan, âlimin düşmanlığı yeğdir.

 





Featured Image 01