SOHBET .................. BELÂLARA SABIR
Allahü teâlâ buyurdu ki; Belâ gönderdiğim kimseler sabredip insanlara şikâyet etmezse, onlara imânla ölmeyi nasip ederim.
Allahü teâlâ buyurdu ki; Ben kullarımdan herhangi birine, bedeninde, malında veya evlâdında bir mûsibet verdiğim vakit onu güzel bir sabırla karşılarsa, kıyamet günü onun için mizan ve hesap kurmaktan hayâ ederim.
Eshâb-ı kirâmdan, Rumeysa hazretleri şöyle anlatıyor:
-Çocuğum hasta idi. Babası Ebû Talha bir yere gitmişti. Oğlum öldü. Üzerini örttüm.Babası döndüğü zaman (hasta nasıl oldu?) diye sordu. (Bu geceden daha iyi gece geçirmedi.) dedim. Sonra yemek getirdim, yedi. Her zamankinden daha çok süslendim. Sevinçli görünüyordum. Dedim ki:
-Komşumuza ariyet olarak bir şey verdim. Bir zaman sonra geri isteyince, sanki o malı temelli vermişim gibi, istemeyerek iâde etti. Üstelik ağladı da...
Ebû Talha hayretle dedi ki:
-Şaşılacak şey, ne alakasız insanlar bunlar. Emanete verilen şeyi geri isteyince hiç iâde etmek zor gelir mi?
Hemen taşı gediğine koydum:
-Senin oğlun bize, Allahü teâlânın bir hediyesi, bir emaneti idi. Yanımızda ariyet olarak duruyordu. Bugün geri isteyip aldı. Ebû Talha, güzel sabır göstererek dedi ki:
-Hepimiz de Allah’a döneceğiz.
Sabah olunca Ebû Talha bunu Resûlullaha anlattı. O da buyurdu ki: (Dünkü geceniz mübârek olsun. Büyük bir gece geçirdiniz. Cennete girdiğimde Ebû Talha’nın hanımı Rumeysa’yı orada gördüm.)
Ya Rabbi, bizleri sabr-ı cemil gösterenlerden eyle!
¥ Büyük lokma ye, büyük söz söyleme.
¥ Cahilin dostlüğundan, âlimin düşmanlığı yeğdir.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE