TARİH .................. “ELBİSELERİM KEFENİM OLSUN!”
Bizans imparatoru Romen Diyojen 200.000 kişilik büyük bir kuvvetle Malazgirt’e doğru ilerliyordu. Selçuklu Sultanı Alparslan, imparatora bir elçi göndererek barış teklif etmişti. Ama mağrur imparator, ordusunun çokluğuna güvenerek barış teklifini reddetti. Sultan Alparslan, az bir kuvvetle bu kadar kalabalık düşman ordusuna karşı koyabilmenin güçlüğünü düşünüyor ve konuda endişe duyuyordu.
Bu sırada hocası Ebû Ca’fer Muhammed: “Ey Sultan! Sen Allahın başka dinlere zafer va’dettiği İslâmiyet uğrunda cihad yapıyorsun. Bütün müslümanların minberlerde sana dua eylediği Cuma günü savaşa giriş! Ben, Allahın zaferi senin adına yazdığına inanıyorum” diyerek müjde vermiş ve Alparslan’ın maneviyatını yükseltmişti.
26 Ağustos Cuma günü askerlerini toplayan Alparslan atından indi ve secdeye kapandıktan sonra şöyle dua etti:
“Yâ Rabbi! Sana tevekkül ediyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ey Allahım! Niyetim hâlistir, bana yardım et!”
Sonra da askerlerine dönerek: “Burada Allahtan başka bir Sultan yoktur; emir ve kader onun elindedir. Bu sebeple benimle birlikte savaşmakta veya benden ayrılmakta serbestsiniz!” dedi.
Bunu müteakip Sultan, beyazlar giyerek ve atının kuyruğunu kendi eliyle bağlıyarak son konuşmasını yaptı:
“Ey askerlerim! Eğer şehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum göklere yükselecektir. benden sonra oğlum Melikşah’ı tahta çıkarınız ve ona itaat ediniz. Zaferi kazanırsak istikbâl bizimdir”.
İşte Anadolu’nun kapılarını açan büyük Hakan’ın ruh yapısı böyle idi.
FIKRA .................. BİR ŞANS DAHA
Hanım hiddetle eve girip beyine:
- Bu şoförü derhal kovalım! Az daha beni öldürecekti.
Bey bıyık altından gülümseyerek cevap verdi:
- Biraz sabırlı ol hanım. Bir kaza şansı daha tanı adamcağıza!
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE