SOHBET .................. EBÛ BEKR-İ SIDDİK
Adı Abdüllahdır. Babası Kuhâfedir. Eshâb-ı kirâmın en üstünü Aşere-i mübeşşerenin (Cennetle müjdelenen on kişinin) birincisidir. Resûlullahın ilk halifesidir. Manifatura tüccarı olup çok zengin ve Kureyşin ileri gelenlerinden idi. Resûlullaha fevkalade sadakat ve sevgisi vardı. Malının hepsini Resûlullahın uğrunda harcadı. Çok hadîs-i şerîf ile ve âyeti kerîme ile medh olundu. Bütün gazâlarda bulundu. Kendini Resûlullaha siper ederdi. Eshâb-ı kirâmın sözbirliği ile halife seçilip dîn-i İslâmı kuvvetlendirdi. İki sene, üç ay ve on gün hilâfetten sonra hicretin onüçüncü yılı Cemâzil-âhır ayı yirmiikinci günü, akşamdan sonra, 63 yaşında iken vefat etti. (23 Ağustos 634) Peygamberimizin yanına defn edildi. Menkıbeleri, tevazuu ve cömertliği dillere destan olmuştur. Kur’ân-ı kerîmi toplayarak büyük hizmet yapmıştır.
Vefâtına birgün kala Hazreti Osman ve Hazreti Ali’yi çağırtıp, şöyle vasiyet etti.
-Ben vefat edince Peygamberimiz yanına götürün. İzin verilirse oraya, izin verilmezse diğer mezarlığa gömün!
Ertesi gün Ebû Beker vefât etti. Hazreti Ebû Bekir’in cenazesini alarak Peygamberimizin mezarına doğru yaklaştılar. Hazreti Ali sordu:
-Ya Resûlullah, Ebû Bekir’e izin varmıdır?
O anda kapı kendiliğinden açıldı. Eshâb-ı kirâm sevinerek, oraya defnettiler.
GÜNÜN TARİHİ .................. ÇALDIRAN ZAFERİ
23 Ağustos 1514’de Osmanlı Ordusu ile İranlılar arasında Çaldıran Ovasında yapılan Çaldıran meydan Savaşının dünya tarihinde çok muhteşem bir yeri vardır. Yavuz Sultan Selim’in bu meydan savaşı kat’i neticeli savaşların en güzel bir örneğidir. Şi’îliği Anadolu’ya sokmak suretiyle, bütünlüğü bozan Şah’ı, Çaldıran’da yenen Yavuz Sultan Selim Han, Şi’îliğin yayılmasını önlemiş oldu. İran, Osmanlılar için tehlike olmaktan çıktı.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE