SOHBET.............................KUR’ÂN-I KERÎM MÛCİZEDİR
Peygamberimiz Muhammed “aleyhisselâm” kimseden birşey okumamış, öğrenmemiş, hiç yazı yazmamış iken ve seyâhat etmeyen ve geçmişlerden ve etraftakilerden haberi olmayan insanlar arasında hâsıl olmuş iken, Tevrâtda, İncilde ve bütün başka kitaplarda yazılı şeyleri bildirdi. Geçmişlerin hâllerinden haber verdi. Her dinden, her meslekten ileri gelenlerin hepsini kaynak ve vesîkalar söyliyerek susdurdu. En büyük mu’cize olarak Kur’ân-ı kerîmi ortaya koydu ki; Onun âyetlerinden biri gibi söyliyemezsiniz diye meydan okuduğu hâlde, bindörtyüz seneden beri, dünyânın her tarafında bütün İslâm düşmanları elele vererek, mallar, servetler dökerek uğraştıkları hâlde söyliyemedi. Şimdi de, milyonlar dökerek ve yahudi, papas, ateist güçlerini kullanarak, çalıştıkları hâlde söyleyemiyorlar. Hele o zaman, Araplarda şiir, edebiyât, fesâhat ve belâgat, herşeyden ileri gidip en güvendikleri başarıları olduğu hâlde, Kur’ân-ı kerîm karşısında, birşey söyliyemediler. Kur’ân-ı kerîme böyle galebe çalamayınca, çokları insafa gelip müslümân oldu. İmân etmeyenleri de, İslâmiyetin yayılmasını önlemek için, dövüşmeğe mecbûr oldu.
FIKRA ................. ÇİLE
Eşeği çalınınca, Hoca, hayvan pazarına gidip bir yenisini almış. Gelen gideni aratır, derler ya; bu yeni eşek, anasından emdiğini burnundan getirmiş. Ne diye derdini çeksin; bulunmaz Hind kumaşı mı, yani?... Tutmuş yularından; çekmiş pazara... Alan razı, satan razı, diyeceğim amma, eşeğin gönlü yokmuş el değiştirmeğe... Almış azgınlığı ele!... Sıkıysa, bir müşteri yanaşsın, bakalım! Önüne geleni kapıyor, ardına geleni tepiyormuş. Nasibini alan, giderken, dellâl:
-Hoca efendi, boşuna çene yoruyoruz; kimse almaz bu belâyı başına!.. deyince, Merhum:
-Zaten ben de satacak değildim ya, neler çektiğimi bir görün diye getirdim! demiş.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE