Untitled Document

SOH­BET..............................................................Nİ­YET­TE İH­LÂS

Be­nî İs­râil’de bir kim­se, bir kum te­pe­si­ne çık­tı. Kıt­lık za­ma­nı idi. (Bu kum te­pe­si buğ­day ol­sa idi, hep­si­ni  fa­kir­le­re ve­rir­dim.) de­di.  O vak­tin pey­gam­be­ri­ne va­hiy gel­di ki:
(O kim­se­ye söy­le, Al­la­hü te­âlâ, se­nin sa­da­ka­nı ka­bul et­ti. Sa­na o ka­dar buğ­da­yın olup, hep­si­ni sa­da­ka ver­mek­le el­de ede­ce­ğin se­va­bı ver­di.)
De­mek ki, bir kim­se hâ­lis bir niy­yet­le, (Pa­ram olsa da şu fa­kir ta­le­be­le­ri okut­sam) de­se, o ta­le­be­le­ri okut­muş gi­bi se­vap ka­za­nır. O kim­se­nin ni­ye­ti­nin hâ­lis olup ol­ma­dı­ğı­nı, Al­la­hü te­âlâ bi­lir. Böy­le ih­lâs­lı bir kim­se, ger­çek­ten eli­ne im­kân geç­se, te­red­düt­süz niy­ye­ti­ni ger­çek­leş­ti­rir.
Bir âli­me sor­du­lar ki:
-Bi­ze öy­le bir amel öğ­re­tin ki, ge­ce gün­düz onun­la meş­gul ola­lım! Ve böy­le­ce hiç­bir va­kit iyi iş iş­le­mek­ten ge­ri kal­mı­ya­lım!
Âlim bu­yur­du ki:
-İyi iş ya­pa­ma­dı­ğı­nız za­man, de­vam­lı iyi­lik yap­ma­ğa niy­yet ey­le­yin, se­va­bı­na ka­vu­şur­su­nuz.
Ha­san-ı Bas­rî haz­ret­le­ri bu­yur­du ki:
(Cen­ne­tin son­suz ni’met­le­ri­ne ka­vu­şa­bil­mek bir­kaç yıl­lık amel ile de­ğil, son­suz iyi niy­yet­ler­le müm­kün­dür.)

GÜNÜN TARİHİ  .................  SEVR ANTLAŞMASI
Birinci Dün­ya Har­bi so­nun­da Al­man­ya ile bir­lik­te ye­nil­en Os­man­lı İmparatorluğu, 10 Ağus­tos 1920 ta­ri­hin­de düşman dev­let­ler­le Sevr Ant­laş­ma­sı im­za­ladı. Fa­kat bu an­laş­ma­yı dev­rin pa­di­şa­hı tas­dik et­me­miş­tir.

FIKRA   .................   YE­Nİ BEK­Çİ
Bek­çi hay­va­nat bah­çe­si­ni ge­zi­yor­du. As­lan ka­fe­si­nin önü­ne ge­lin­ce, bir as­lan di­ğe­ri­ne de­di ki:
- İş­te ye­ni bek­çi­miz.
Di­ğe­ri de­di ki:
- Es­ki bek­çi­den da­ha lez­zet­li mi aca­ba?

 





Featured Image 01