MENKIBE .................. HASEDİN SONU
Eskiden âlim bir zâtın, hükümdarın yanında çok değeri vardı. Bu zât, hükümdara gider şöyle derdi:
(İyilik yapana iyilik yap! Kötülük yapana ceza lüzumsuzdur. Ceza olarak o kötülüğü ona yeter.)
Bu âlimi birisi çekemedi. Hükümdara giderek dedi ki?
-Hükümdarım, bu âlim, sizin ağzınızın koktuğunu söylüyor.
-Sözlerinin doğru olduğuna nasıl inanayım?
-Âlimi yanınıza çağırırsınız. Size yaklaşınca eğer burnunu kapatırsa, sözümün doğruluğu meydana çıkar.
Hasetçi, hükümdarın yanından ayrılır ayrılmaz, âlimi dâvet etti. Sarımsaklı yemek yedirdi. Âlim, hükümdarın yanına gittiğinde, hükümdar, yanına yaklaşmasını söyleyince, âlim sarmısak kokusunu hatırlayarak hemen ağzını kapattı. Hükümdar da, hasetçinin doğru söylediğine kanaat getirdi. Şifreli bir mektup yazdı.
-(Bu mektubu getiren şahsı öldür!)
Bu mektubu vezire götürmesini ve hediyesini almasını söyledi. Âlim de mektubu alıp giderken yolda hasetçiye rastladı. Hükümdarın emriyle hediye almak için vezire gittiğini söyledi. Hasetçi, mektubu kendisine hediye etmesini söyleyince âlim de hediye etti. Hasetçinin de boynu vuruldu.
Âlim, yine âdeti üzere hükümdarın yanına vardı. Hükümdar çok şaşırdı. Dedi ki:
-Sen mektubu ne yaptın?
-Mektubu bir arkadaşım istedi, ona verdim.
-Sen benim aleyhimde konuşuyor, hükümdarın ağzı kokuyor diyormuşsun? Doğru mu?
-Hayır, asla ben öyle bir şey demedim.
-O halde dün huzuruma gelince neden ağzını kapadın?
Âlim, hasetçinin sarmısaklı yemek verdiğini ve hükümdarın rahatsız olmaması için ağzını kapattığını söyleyince, hükümdar, âlimin söylediği sözü tekrar etti:
(Söylediğin doğruymuş. Kötüye kötülük kâfi geldi. Hasetçi cezasını buldu.)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE