Untitled Document

GÜNÜN TARİHİ .................. MUKADDES EMÂNETLER

Ya­vuz Sul­tan Se­lim Han, Mı­sır’ı fet­he­dip Os­man­lı top­rak­la­rı­na ka­tın­ca, Mek­ke’de bu­lu­nan Hi­caz emi­ri Şe­rif Be­re­kât, oğ­lu Ebû Nu­meyr’i Pey­gam­ber efen­di­mi­ze ait bir çok mü­ba­rek he­di­ye­ler­le Mı­sır’a gön­der­di.
Ebû Nu­meyr, Ya­vuz Sul­tan Se­lim Han’ın hu­zu­ru­na çı­ka­rak Mek­ke ile Me­di­ne’nin anah­tar­la­rı­nı ve Pey­gam­ber efen­di­mi­zin mü­ba­rek emâ­net­le­ri­ni arz et­ti.
Bu­gün Top­ka­pı Sa­ra­yı’nda mu­ha­fa­za edi­len bu emâ­net­le­rin en mü­him­le­ri “Hır­ka-i Şe­rîf” di­ye meş­hur olan “Bür­de-i Sa­âdet” ile “San­cak-ı Şe­rîf” di­ye meş­hur olan “ Li­vâ-yı Sa­âdet” tir. Ay­rı­ca Ha­cer-i Es­ved mu­ha­fa­za­sı, Kâ­be’nin al­tın olu­ğu ve yaz­ma Kur’ân-ı Ke­rîm­ler de var­dır.
FAHREDDİN-İ RÂZİ’NİN VEFÂTI: Adı Mu­ham­med bin Ömer’dir. Bü­yük İs­lâm âli­mi­dir. Tef­sir, ke­lam, fıkh, fi­zik, ma­te­ma­tik ve tıb üze­ri­nde çok ki­tap yaz­mış­tır. Al­lâ­me ve Şeyh-ul-İs­lâm isim­le­ri ve­ril­miş­tir. 1149 yı­lın­da Rey şeh­rin­de doğ­muş ve 6 Tem­muz 1209’da Hi­rat’da ve­fât et­miş­tir.

 HİKMET  .................. KALBİM ANLIYOR
Ha­bîb-i Ace­mî, ev­li­yâ­nın bü­yük­le­rin­den­dir. Sâ­lih bir müs­lü­man idi. Ken­di­si Acem, ya­ni İran­lıy­dı. Ya­nın­da ne za­man bir Kur’ân-ı ke­rîm okun­sa, he­men ağ­la­ma­ya baş­lar­dı. Bir gün ken­di­si­ne de­di­ler ki:
-Ey Ha­bîb! Sen Acem­sin, ana di­lin Fars­ça­dır. Hal­bu­ki Kur’ân-ı ke­rîm Arap­ça­dır. Onun mâ­nâ­sı­nı bi­le­mez­sin. Ne di­ye ağ­lı­yor­sun?
-Evet, ken­dim İran­lı­yım, di­lim Fars­ça­dır. Fa­kat Al­lah aş­kı ile ya­nan bir kal­bim var­dır. O, Arap­ça­yı an­lı­yor.

FIKRA   ..................   Dİ­Bİ YOK­MUŞ
Müş­te­ri sak­sı sa­tan dük­kâ­na gi­rer. Ter­si­ne ka­pa­tıl­mış bir sak­sı­yı uzun müd­det sey­re­der, son­ra: “Bu­nu al­mak is­ter­dim ama.”  der. “Bak­sa­nı­za üs­tü ka­pa­lı.”  Son­ra eli­ne alıp çe­vi­rir ve hay­ret­le söy­le­nir:
“Al­lah, Al­lah... Üs­te­lik di­bi de yok­muş!..”

 





Featured Image 01