Untitled Document

GÜNÜN TARİHİ .................. NASREDDİN HOCA’NIN VEFATI

Ho­ca mer­hum, öm­rü­nü in­san­la­ra va’z ve ir­şad ede­rek ge­çir­miş, nük­te­li ve la­ti­fe do­lu na­si­hat­le­ri ile on­la­ra doğ­ru yo­lu gös­ter­miş­tir. Ev­li­yâ­dan olup âlim ve hâ­kim idi. Çe­şit­li ke­râ­met­le­ri, hâ­lâ dil­den di­le do­la­şa­rak an­la­tıl­mak­ta­dır. Halk ara­sın­da ve ba­zı ki­tap­lar­da Ho­ca mer­hu­ma is­nâd edi­len  ah­lâ­ka ve ede­be ay­kı­rı fık­ra­lar, O’nun söz­le­ri de­ğil­dir.
22 Ha­zi­ran 1263’de ve­fât eden mer­hu­mun tür­be­si, Konya-Ak­şe­hir­’de­dir. Kab­ri müs­lü­man­lar ta­ra­fın­dan zi­ya­ret edil­mek­te ve ru­hâ­ni­ye­tin­den feyz alı­na­rak is­ti­fâ­de edil­mek­te­dir.

SOHBET  ..................    İR­DE-İ CÜZ’İY­YE
Her­şe­yi ya­ra­tan, ter­bi­ye eden, ye­tiş­di­ren, her iyi­li­ği yap­dı­ran, gön­de­ren hep Al­la­hü te­âlâ­dır. Kuv­vet, kud­ret sâ­hi­bi yal­nız O’dur. O hâ­tır­lat­maz­sa, kim­se, iyi­lik ve kö­tü­lük yap­ma­ğı irâ­de, ar­zû  ede­mez. Ku­lun irâ­de­sin­den son­ra, O da is­te­me­dik­çe, kuv­vet ve fır­sat ver­me­dik­çe, hiç­bir kim­se, hiç­bir kim­se­ye, zer­re ka­dar, iyi­lik ve kö­tü­lük ya­pa­maz. Ku­lun is­te­di­ği her­şey, O da irâ­de eder­se, di­ler­se mey­da­na ge­lir. Yal­nız O’nun di­le­di­ği olur. İyi­lik ve kö­tü­lük yap­ma­ğı, çe­şit­li se­bep­ler­le hâ­tır­lat­mak­ta­dır. Mer­ha­met et­ti­ği kul­la­rı kö­tü­lük yap­mak irâ­de edin­ce, O irâ­de et­mez ve ya­rat­maz. İyi­lik yap­mak irâ­de et­tik­le­ri za­man, O da irâ­de eder ve ya­ra­tır. Böy­le kul­lar­dan hep iyi­lik mey­da­na ge­lir. Ga­zap et­ti­ği düş­man­la­rı­nın kö­tü irâ­de­le­ri­nin ya­ra­tıl­ma­sı­nı, o da ira­de eder ve ya­ra­tır. Bu kö­tü kul­lar, iyi­lik yap­mak  irâ­de et­me­dik­le­ri için bun­lar­dan hep fe­nâ­lık hâ­sıl olur. De­mek olu­yor ki, in­san­lar, bir âlet, bir vâ­sı­ta­dır. Kâ­ti­bin elin­de­ki ka­lem gi­bi­dir. Şu ka­dar var ki, ken­di­le­ri­ne ih­sân edil­miş olan (İrâ­de-i cüz’iy­ye) le­ri­ni kul­la­na­rak , iyi­lik ya­ra­tıl­ma­sı­nı is­te­yen, se­vâb, kö­tü­lük ya­ra­tıl­ma­sı­nı is­te­yen, gü­nâh ka­za­nır. Al­la­hü te­âlâ, in­san­la­rın sü­rek­li iş­le­ri­ni on­la­rın irâ­de­le­ri ile ya­rat­ma­sı­nı ezel­de di­le­miş­tir. İş­le­rin, in­san irâ­de­si ile ya­ra­tıl­ma­sı, ezel­de­ki ilâ­hi irâ­de ile ya­ra­tıl­ma­sı de­mek­tir.

 





Featured Image 01