BUGÜN.............................................................KADİR GECESİ
Kur’ân-ı kerîmde medh edilen en kıymetli gecedir. Kur’han-ı kerîm, Resûlullaha bu gece gelmeğe başladı. Ramezân-ı şerif’in yirmi ile otuzuncu geceleri arasında arayınız denildi.
Hadîs-i şerîfde “Kadr gecesini, inanarak ve sevâbını bekliyerek, ihyâ edenin geçmiş bütün günahlarını Allahü teâlâ mağfiret eder.” Âyet-i kerîmede de “Kadr gecesi, bin aydan hayırlıdır.” buyuruldu. Eshâb-ı Kirâmı, bu ayetin inmesi kadar hiçbir şey sevindirmemişti.
Âişe-i Sıddika buyurdu ki, Resûlullahdan sordum: “Eğer kadir gecesini bilirsem onda ne okuyayım?” Buyurdular ki, “Allahümme, inneke Afüvvün tuhîbbül afve fa’fü anni”, duâsını okursun, “Yani, “Ya rabbi muhakkak ki sen afv edicisin, afvı seversin, beni de af et!”
GÜNÜN TARİHİ......................................İLK EZÂN
Hicretin birinci yılına kadar, namaz için ezân okunmazdı. Müslümanlar az ve toplu halde bulundukları için böyle bir ihtiyaç da hissedilmemekteydi. Namaz vakti gelince (Esselâtü, Esselâtü) yani “Namaza, Namaza” diye çağırırlar ve bununla yetinirlerdi. Hicret’den sonra Müslümanlar çoğalınca namaz vakitlerini bildirecek bir vasıtaya ihtiyaç hissedildi. “Kimisi, bir çan elde edelim” dedi, Resûlullah efendimiz:
“O Nasârâ’ya mahsustur.” buyurdu.
Bazıları, boru çalsak dediler. Peygamber efendimiz:
“O da Mûsevilere mahsustur” buyurdu.
Yüksek bir yere ateş yaksak, dediler. Buna da:
“O da, Mecusilere mahsustur” buyurdu.
Bu sırada Abdullan bin Zeyd hazretleri, bir rüyâ gördü. Sıra ile üç gün tekerrür eden bu rüyâsını, üçüncü gün sabahı, Resûlullah efendimize anlattı:
Yeşil bir şal ve peştemal bağlamış, eline çan almış bir kişi gördüm. Ona sordum:
-Elindeki çanı satar mısın?
-Ne yapacaksın?
-Namaz vakitlerini bildirmek için çalacağım.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE