SOHBET .................. GÜNAHI KÜÇÜK GÖRMEMELİ
Mûsâ “aleyhisselâm” zamanında, Bel’âm-ı Bâûrâ (İsm-i a’zam)ı biliyordu. Her dûası kabul olurdu. İlmi ve ibâdeti, o derecede idi ki, sözlerini yazıp istifâde etmek için, ikibin kişi hokka, kalem ile yanında bulunurdu. Bu Bel’âm, Allahü teâlânın bir harâmına, az bir meyl ettiği için, imânsız gitdi. (Onun gibiler köpek gibidir) diye dillere düştü. Kârûn, Mûsâ aleyhisselâmın akrâbası idi. Mûsâ “aleyhisselâm” buna hayr düâ edip ve kimyâ ilmi öğretip, o kadar zengin olmuşdu ki, yalnız hazinelerinin anahtarlarını kırk katır taşırdı. Birkaç kuruş zekât vermediği için, bütün malı ile birlikte, yer altına sokuldu. Sa’lebe, Sahâbe arasında çok zâhid idi. Çok ibâdet ederdi. Câmi’den çıkmazdı. Bir kerre sözünde durmadığı için, sahâbilik şerefine kavuşamadı, imânsız gitdi. Peygamber efendimize onun için düâ etmemesi emr olundu. Allahü teâlâ , bunlar gibi dahâ nice kimselerden, bir günah sebebi ile, böyle intikam almıştır. O hâlde, her mü’minin günâh işlemekten çok korkması lâzımdır. Ufak bir günâh işleyince, hemen tevbe, istigfar etmesi, yalvarması lâzımdır).
Tevbe kalb ile, dil ile ve günâh işliyen a’zâ ile birlikte olmalıdır. Kalb pişmân olmalı. Dil , düâ etmeli, yalvarmalı, A’zâ da günahdan çekilmelidir.
MENKIBE .................. Hz. ALİ’NİN NAMAZI “Radıyallahü anh’’
Hazret-i Ali, bir harpte iken, ayağına bir ok saplandı. Ok kemiğe saplandığı için çıkaramadılar. Doktor, Hazret-i Ali’nin durumunu görünce dedi ki:
-Ya Ali, ancak seni bayıltmak süretiyle bu oku ayağından çekip çıkarabilirim. Yoksa bunun ağrısına dayanamazsın.
-Bayıltıcı ilaca lüzum yok. Biraz bekleyin, namaz vakti gelsin. Ben namaza durunca çıkarırsın.
Namaz vakti geldi, Hazret-i Ali namaza durdu. Doktor, Hazret-i Ali’nin mübârek ayağını yarıp, oku çıkardı, yarayı sardı. Hazret-i Ali namazı bitirince doktora sordu:
-Oku çıkardın mı?
-Evet, çıkardım.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE