TARİH .................. “KURŞUN” MİRASI...
Bu bir “Şehîd oğlu Şehîd”in menkıbesidir:
Kırım Seferindeyiz..
Serdâr-ı Ekrem (Başkumandan) Ekrem Ömer Paşa ve Gâzilerimiz, gemilerle KIRIM’a çıkarlar. Gerekli müdâfaa tedbirleri alınırken, Ruslar âniden çullanırlar.
Kat kat üstün olan düşman kuvvetlerine, her zaman olduğu gibi “İman kuvvetiyle” mukabele edilir.
Vuruşmalar sırasında bir Yiğit göze çarpar: Ispartalı KOCA HALİL...Topçu erleri arasındadır.
Sabahtan akşama kadar, düşman hatlarını döver. Göz açtırmaz. Gün batarken, bir şarapnel parçası, KOCA HALİL’i devirir.
Siper arkadaşı ve Mehmed Çavuş, yanına koşar. Koca Halil bir eliyle yarasını bastırır, öbür eliyle kuşağından bir KURŞUN çıkartır. Çavuşa uzatır ve:
-Bunu al. Sağ kalır da, köyümüze dönersen, oğlum Ali’ye verirsin.. (Bu kurşun, geçen Moskof Harbinde babamı Şehîd etmiş. Bir arkadaşıyla, bana yollamıştı) der. Ve ayrıca oğluma, “Babanın vasiyyeti şudur ki, (Allah rızası için, Din ve Devlet uğruna, ben, biri iki etmeye çalıştım, o da, ikiyi üç etmeye çalışsın) dedi, dersin!.”
Sonra:
-Hadi hakkını helâl et.. İNŞÂ’ALLAH Cennette kavuşuruz...deyip “Kelime-i Şehâdet” getirdi. Şehâdet Şerbetini içti.
FIKRA .................. KURTARICI
Tarlada çalışan bir köylü, yolda bir trafik kazası görünce, hemen koştu. Arabanın devrilmesiyle altta kalan şöförü kurtardı, ve sordu:
- Bir tarafın acıyor mu?
- Çektiğim acı yüzümden okunmuyor mu?
- Kusura bakma, dedi köylü, ben okuma yazma bilmem ki...
¬ Altının kıymetini sarraf bilir.
¥ Altı olur, yedi olur, heh Allah’ın dediği olur.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE