Untitled Document

GÜNÜN TARİHİ ....................... FATİH’İN VEFÂTI

504 yıl önce bugün, ta­rihin en bü­yük hü­küm­dar­la­rın­dan bi­ri olan, Fâ­tih Sul­tan Meh­met Han ve­fat et­miş­ti.
Os­man­lı pa­di­şah­la­rı­nın 7. si İkin­ci Mu­rad Ha­n’ın oğ­lu, İkin­ci Bâye­zid Ha­n’ın ba­ba­sı­dır. 1431 yı­lın­da Edir­ne’de doğ­du. Da­ha 21 ya­şın­day­ken İs­tan­bul’u ala­rak Bi­za­ns İm­pa­ra­tor­lu­ğu’­na da son ve­ren bu bü­yük hü­küm­dâr, Ar­na­vut­lu­ğu, Bos­na-Her­sek’i al­mış, Yu­na­nis­tan’ın fet­hi­ni ta­mam­la­mış ve bal­kan­la­rı ida­re­si al­tın­da bir­leş­tir­miş, Trab­zon-Rum İm­pa­ra­tor­lu­ğu’­na son ver­miş­tir.
Bü­yük bir as­ke­rî de­hâya sa­hip olan Fâ­tih, 1481’de 300.000 ki­şi­lik as­ke­riy­le ye­ni bir za­fer yo­lun­da iken, va­ta­nın­dan son­ra en çok sev­di­ği kah­ra­man or­du­su­nun ba­şın­da, Geb­ze’de 3 Ma­yıs 1481’de 49 ya­şın­da iken ve­fat et­miş­tir. Onun ve­fa­tı ile Hı­ris­ti­yan­lık dün­ya­sı bay­ram yap­mış­tı. Av­ru­pa ki­li­se­le­rin­de 3 gün çan ça­lın­dı. Ce­na­ze İs­tan­bul’a ge­ti­ril­di ve 22 Ma­yıs­’ta tür­be­si­ne tev­di edil­di.

HİKÂYE.........................................SÖZÜN GÜZELİ
Sul­ta­nın bi­ri rü­yâ­sın­da 32 di­şi­nin­de çe­kil­di­ği­ni gö­rür, ve­zir­ler­den bi­ri­ne ta­bir et­me­si­ni söy­ler. Ve­zir:
-Sul­ta­nım, bü­tün ak­ra­ba ve ya­kın­la­rı­nız öle­cek ha­yat­ta yal­nız ka­la­cak­sı­nız.
Sul­tan  bu ta­bi­re çok üzü­lür ve ve­zi­ri az­le­der.
Da­ha son­ra di­ğer ve­zi­ri, rü­yâ­yı şöy­le ta­bir eder:
-Sul­ta­nım, Ak­ra­ba ve ya­kın­la­rı­nız için­de en uzun ömür­lü siz ola­cak­sı­nız.
Sul­tan bu ta­bi­ri çok be­ğe­nir ve ih­san­lar­da bu­lu­nur. Ve­zir­ler­den iki­si­nin de rü­yâ­yı ta­bi­ri, ay­nı ma­nâ­da ol­du­ğu hal­de, bi­ri­nin sö­zü ken­di­si­nin ve­zir­lik­ten uzak­laş­tı­rıl­ma­sı­na, di­ğe­ri­nin sö­zü de ih­sa­na ka­vuş­ma­sı­na se­bep ol­muş­tur.

 

MÜHİM AÇIKLAMA: Güneş do­ğar­ken ve se­mâ­nın or­ta­sın­da iken ve ba­tar­ken, her tür­lü na­ma­zı kıl­mak, tah­rî­men mek­rûhtur. Gü­ne­şin doğ­ma­sı de­mek, iş­rak, yani bay­ram na­ma­zı vak­ti­ne ka­dar yük­sel­me­si­dir. Bat­ma­sı da, zi­yâ­sı­nın sa­rar­ma­ya baş­la­ma­sın­dan ba­tın­ca­ya ka­dar ge­çen za­man­dır. Bu za­ma­nın baş­la­dı­ğı vak­te (İs­fi­râr-ı şems) de­nir.
İs­fi­râr-ı şems ile gu­rûb [gü­ne­şin bat­ma­sı] ara­sın­da­ki za­man, tu­lû [gü­ne­şin doğ­ma­sı] ile iş­rak ara­sın­da­ki za­man­ ka­dar­dır. İkin­di na­ma­zı­nı, özür­süz ola­rak, bu za­ma­na ge­cik­tir­mek bü­yük gü­nah­dır. Fa­kat, ge­cik­miş ise, terk et­me­me­li, mu­hak­kak kıl­ma­lı­dır. Gu­rûb  vakti ile tu­lû vak­ti top­la­mın­dan iş­râk vak­ti çı­ka­rı­lınca, İs­fi­râr vak­ti elde edilir.

 





Featured Image 01