Untitled Document

TARİH ....................... TARÎHİ HATA

Sul­tan II. Ab­dül­ha­mid Han’a hal’ini teb­li­ği ede­cek he­ye­tin se­çi­min­de it­ti­hat­çı­lar, Türk tâ­ri­hi­nin hiç bir za­man unut­ma­ya­ca­ğı müt­hiş bir ha­ta iş­le­di­ler.
Se­çi­len he­yet, A’yân­dan Er­me­ni Aram ve Bah­ri­ye Fe­ri­ki Ârif Hik­met, Se­lâ­nik me’bu­su Ya­hu­di Ema­nu­el Ka­ra­su ve Ar­na­vut Es’ad Top­ta­nî’den mey­da­na ge­li­yor­du. Er­me­ni Aram’ın düş­man­lı­ğı, Ab­dül­ha­mid Han’ın Ana­do­lu’da bir Er­me­nis­tan kur­dur­ma­mış ol­ma­sı­dır. Ya­hu­di Ema­nu­el Ka­ra­su Türk düş­man­lı­ğı ile meş­hur­dur. Ar­na­vut Esâd Top­ta­nî pa­di­şa­hın es­ki yâ­ver­le­rin­den­di. Efen­di­sin­den son­ra Tür­ki­ye’ye de ihâ­net et­miş bir hâ­in­dir.
­

BİLİYOR MUSUNUZ?..................      SIBYAN MEKTEPLERİ (Çocuk Okulları)
Ev­li­yâ Çe­le­bi’nin yaz­dı­ğı­na gö­re, Der­sa­adet’te (İs­tan­bul’da) iki­bi­ne ya­kın Sıb­yan Mek­te­bi mev­cut­tu. Res­mi ka­yıt­la­ra gö­re, Amas­ya’da 200, Er­zu­rum’da ise 110 Sıb­yan Oku­lu ted­ri­sât ya­pı­yor­du.
Mo­dern bir ma­ârif­çi­mi­zin yaz­dı­ğı gi­bi, Dev­let-î Âliy­ye, kü­çük ço­cuk­la­rı oku­ma­ya teş­vik  ted­bir­le­ri al­mış­tı. 4-5 yaş­la­rı­na ge­len, (özel bir tö­ren­le) oku­la baş­la­tı­lı­yor­du. Kur­ban­lar ke­si­le­rek, kü­çük­le­re, fa­kir­le­re he­di­ye­ler da­ğı­tı­la­rak, bay­ram ha­va­sı için­de, al­fa­be öğ­re­ti­lir­di.
Ço­cuk eği­ti­mi­ne çok önem ve­ren Fâ­tih Sul­tan Meh­med , Sıb­yan Mek­tep­le­rin­de öğ­ret­men­lik ya­pa­cak olan­lar­da, bir­çok va­sıf­lar arı­yor­du. On­la­rın, mut­la­ka Ede­bi­yat, Ce­bir, Ge­omet­ri, Man­tık, ast­ro­no­mi ve Ke­lâm tah­sil et­me­le­ri­ni şart ko­şu­yor­du. Oğ­lu Bâ­ye­zid-i Ve­li SIB­YAN öğ­ret­me­ni ye­tiş­ti­ren (Mu­al­lim­hâ­ne) le­re; ön­ce ye­tim, bu­lun­maz­sa, fa­kir ço­cuk­la­rın alın­ma­sı­nı em­ret­miş­ti.
Ana okul­la­rın­da­ki fu­ka­ra ço­cuk­lar için, ayak­ka­bı, el­bi­se ve yi­ye­cek gi­bi bü­tün ih­ti­yaç­la­rı­nı kar­şı­la­ya­cak, Va­kıf­lar te­sis edil­miş­ti.
Ya­vuz Sul­tan Se­lim Hâ­tu­ni­ye Kül­li­ye­si’nde SIB­YAN ta­le­be­le­ri­ne, gün­de iki öğün ye­mek çı­ka­rı­lır­dı. Cu­ma gün­le­ri ise, BAL HEL­VA­SI ve­ri­lir­di.

 





Featured Image 01