MENKIBE ....................... RUM KAYSERİNİN KIZI
İbrahim Havvâs (kuddîse sirruh) anlatır:
Bir sene hacca gitmeye niyet ettim. Bu niyetle yola çıkıp ne zaman Kâbe-i şerîf tarafına gitmek istedim ise, gayr-i ihtiyarî ters istikâmete gidiyordum. Allahü teâlânın irâdesi beni batı tarafa çekiyordu. En sonunda İstanbul’a gitmeye karar verdim. Şehre girdim.
Yüksek bir köşk gördüm. Kapı önünde bir kısım insanlar, bir araya toplanmışlardı. Yaklaştım ve sordum;
-Niçin toplandınız?
-Rum kayserinin kızı delirdi. Çare bulmak için doktorları topladı.
“-Bunda bir hikmet olsa gerekir”, dedim ve içeri girdim. Orada Kayser’in kızını ondördüncü ay gibi gördüm. Bana baktı ve dedi ki:
-Hoş geldin ey İbrahim Havvâs!
-Beni nereden tanıyorsunuz?
-Canımı cânâna teslim etmek istedim ve Hak teâlâdan sevdiği bir kulunu yanımda bulundurmasını niyaz ettim. Rüyamda buyuruldu ki: “Yarın İbrahim Havvâs sana gelecek.”
-Hastalığınız nedir?
-Bir gece dışarı çıkıp ibret nazarıyla gökyüzüne baktım. Kendimden geçtim. (Allahü ehad, verresûlü Ahmed) kelimesi dilime, mânası kalbime geldi. Bu kelimeyi dilimden düşürmez oldum. Bu sebepten , hâlime delilik alâmeti bana da deli dediler.
-Bizim diyara gelmek ister misin?
-Sizin diyarda ne var?
-Mekke, Medine, Beytül mukaddes oradadır.
-Sağ tarafına bak!
Baktım bir düzlükte Mekke, Medine ve Beytül Mukaddes karşımda duruyor, gördüm. Az sonra dedi ki:
-Vakit yaklaştı. İstek ve arzu haddi aştı ve Kelime-i şehâdet getirip rûhunu teslim etti.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE