GÜNÜN TARİHİ ....................... FESAT
Zamanın birinde ülkenin hükümdarı, bir esirin idamını emretti. Artık kurtuluş olmadığını anlayan esir, kendi diliyle hükümdara hakarete başlamışdı. Esirin ne dediğini anlamayan hükümdar, yanındakilere sordu:
-Ne söylüyor bu adam böyle?
Hükümdarın iyi huylu vezirlerinden biri cevaben dedi ki:
-Esir, (Cennet, öfkesini yenebilenler, halkın suçlarını bağışlayanlar için hazırlanmıştır) anlamındaki Âyet-i kerimeyi okudu.
Hükümdar bu sözleri duyunca merhamete geldi ve esiri affetti. O sırada orada bir vezir daha vardı. Hemen atıldı ve dedi ki:
-Bir vezire, hükümdâra bilgi verirken yalan söylemek hiç yakışmaz. İşin doğrusunu ben söyleyeyim. Bu adam, âyet-i kerime okumuyordu, düpedüz size hakaret ediyordu...
Bu sözlere hükümdarın canı sıkıldı ve dedi ki:
-Bana, o yalan, senin doğru sözünden daha hoş gelmişti. Onun sözü bir hayır içindi. Senin doğru sözün fitne ve fesat içindir. Git, buradan!
Onu, hem yanından kovdu ve hem de vezirlikten azletti.
FIKRA ....................... DANIŞMA
Bir kasap, komşusu olan avukatın bürosuna gitti. Ona sordu:
- Bayım, bir adamın köpeği, kasap dükkânından bir but et çalarsa, onun zararını ödemek zorunda mıdır?
- Evet, kanunen ödemek zorundadır!
Bu cevap üzerine kasap:
- Öyleyse, bana dört yüz lira borçlusunuz. Çünkü köpeğiniz bu sabah dükkânımdan bir kilo et çaldı. Dükkânı kapayıp buraya gelmek zorunda kaldım.
- Haklısınız ama, ben de hukukî davalar için her konuşmadan danışma ücreti olarak beş yüz lira alırım. Şu halde bana yüz lira borcunuz var!..
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE