SOHBET......................................................ALLAH’IN İHSÂNLARI
Allahü teâlânın feyzleri, ni’metleri, ihsânları, ya’ni iyilikleri, her ân insanların iyisine, kötüsüne, herkese gelmektedir. Herkese mal, evlât, hidâyet, irşâd ve selâmet ve dahâ her iyiliği fark gözetmeksizin göndermektedir. Fark bunları kabûlde, alabilmekte ve ba’zılarını da alamamak sûretiyle, insanlardadır. Allahü teâlâ Nahl sûresinin otuzüçüncü âyetinde: (Allahü teâlâ, kullarına zulüm etmez, haksızlık etmez. Onlar kendilerini azâba, acılara sürükleyen bozuk düşünceleri, çirkin işleri ile kendilerine zulüm ve işkence ediyorlar) buyurdu.
Nitekim güneş, hem çamaşır yıkayan adama, hem de çamaşırlara, aynı şekilde parlamakta iken adamın yüzünü yakıp karartır, çamaşırları ise beyâzlatır. Elmaya ve bibere aynı şekilde parladığı halde , elmayı kızartınca tatlılaşır. Biberi kızartınca acılaştırır. Tatlılık ve acılık hep güneşin ışıkları ile ise de, aralarındaki fark güneşten değil , kendilerindendir. Allahü teâlâ, bütün insanlara bir ananın yavrusuna olan merhametiden daha çok acıdığı için, dünyânın her tarafındaki, her insanların, her âilenin, her cem’iyyetin ve milletin ve her zamanda ve her işlerinde nasıl haraket etmeleri lâzım geleceğini, dünyâda ve ahîrette rahat etmeleri ve se’âdet-i ebediyyeye kavuşmaları için işlerini ne yolda yürütmeleri ve nelerden kaçınmaları lâzım geldiğini, Kur’ân-ı kerîmde bildirdi. Ehl-i sünnet âlimleri, bunların hepsini, keskin görüşleri ile bulup milyonlarca kitâb yazarak, bütün
dünyâya bildirdi. Demek ki Allahü teâlâ, insanları başıboş bırakmamış, İslâmiyetin girmediği bir yer kalmamıştır.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE