Untitled Document

TARİH ....................... FÂTİH’E DÂİR

Os­man­lı pa­di­şah­la­rı­nın yedincisi olan Fâ­tih Sul­tan Meh­med Hân, her işte sonderece atılgan, zekî yorgunluğa, soğuğa, susuzluğa ve açlığa dayanıklı, zevk ve sefadan uzak bir hükümdar idi. Âlimlere karşı yakınlık gösterir, onlar ile görüşmeğe ehemmiyet verirdi. Tek kelime ile Fâtih tarihte imparotorluk kuranların vasıflarını taşır, dünya hâkimiyetini gaye edinmiş kudretli bir asker ve geniş görüşlü bir kültür adamı idi. Kendi ailesi içinde Yıldırım Bâyazid’i hatıra getirir. Onun bütün gayesi devleti, her bakımdan dünyanın en üstün ve kudretli imparatorluğu haline getirmekti.
Coğrafya, matamatik ve astronomi ilmine hususî bir merakı vardı. Çeşitli ilimleri öğrenmek için devrin en mütehassıs âlimlerini kendisine hoca tâyin ederdi. Bunlar her gün muayyen saattte gelip, kendisine ders okuturlardı. Hocazâde, Gürânî, Molla İlyas, Sirâceddin Halebî, Molla Abdülkadir, Hasan Samsunî, Molla Hayreddin gibi büyük âlimler ona hocalık yapmışlardı. Arapça, farsça, sırpça,  ve yunanca dillerini çok iyi bilirdi. Fâtih Arabistan ve İran’da devrinin en büyük âlimlerin tanır, onları kendi ülkesine getirmeğe çalışırdı. Fâ­tih, medreseleri bizzat teftiş eder, dersleri dinler ve mükâfat veriridi. Sarayda, seferlerde, yolda, sünnet düğünü gibi gibi cemiyetlerde büyük ilmî münazaralar yaptırırdı. Fâ­tih Sul­tan Meh­med Hân, kendi devrinde ilim ve düşünce tarihinin en mühim eserleri üzerinde âlimleri münazaraya ve eser vermeğe teşvik etmiştir.

FIKRA     ....................... NE­RE­DEN GEL­Dİ?
Öğ­ren­ci bir prob­lem ya­pı­yor­du. Fa­kat işa­re­tin ar­tı mı, ek­si mi ola­ca­ğı­nı bir tür­lü kes­ti­re­mi­yor­du. Ek­si di­ye fı­sıl­tı­lar duy­du. He­men ek­si işa­re­ti­ni koy­du.
Öğ­ret­men yan­lış ko­nan işa­re­ti sor­du:
- Ora­ya koy­du­ğun o ek­si ne­re­den gel­di?
Öğ­ren­ci ga­yet sa­kin ce­vap ver­di:
- Sı­nıf­tan öğ­ret­me­nim...





Featured Image 01