TARİH ....................... TOPKAPI SARAYI
Bâb-ı Hümâyûn, Bâbüs-Selâm, Bâb’üs-Seâde isimli 3 kapıyı geçiniz.. Hırka-î Seâdet Dairesi’ne yaklaşınız. Kulağınıza derinden bir Kur’ân-ı kerîm sesi gelecektir. 1517 yılında, Yavuz Sultan Selîm Hân, Hilâfet ile Emânât-ı Mukaddese’yi Topkapı Sarayı’na getirmiş idi. Sancağı Şerîf, Peygamber Efendimizin mübârek hırkaları, kılıçlar, Hazret-i Osman’ın okurken şehid edildiği Kur’ân-ı kerîm ve diğer mukaddes emânetler, işte bu Hırka-i Seâdet dairesine tevdî edildiler. O günden sonra 4 asır, o dairede 24 Hâfız-ı Kur’ân, her günün 24 saatinde, durmaksızın Allahın Kitâbını hatm eylediler.
Vakit öğleye geldiğinde, yanık bir ezan sesi işitirdiniz. Bu ezanlar, Sarayburnu’na yakın beyaz minareli küçük SOFA Câmiinden gelmektedir. Oraya belki Sultan İbrahim, belki çocukları namaza gitmektedirler. Her günün 5 vakti Bilâl-i Habeşî hazretlerinin çırakları, ALLAHÜ EKBER!..ALLAHÜ EKBER!..nidalarıyla, mü’minleri kurtuluşa, felâha davet ederlerdi...
Der’seâdet işgal altında iken, Topkapı Sarayı’nı gezen me’yus şair Yahya Kemal, bu EZAN ve KUR’AN seslerini duyunca ümitlenir...
Uzaktan Sarayburnuna bakan kimseler, asırlarca dünyaya hükmetmiş bu sahada; muhteşem Kâşâneler, yüksek köşkler göremezler. Bilâkis toprağa, denize ve göklere yakın, tevazû ve azametle karşılaşırlar...Bu Sofa Camii’nde keşke bir kerecik biz de orada secde-i Rahmân’a varabilseydik.
Bu EZÂN ve KUR’ÂN sesleri, mübârek vatanımız üzerinde, İnşâ’Allah hiç eksik olmayacaktır.
FIKRA ....................... DOKUNMAMIŞ
Annesi eve döndüğünde küçük Ahmed’i yanına çağırdı.
- Buzdolabındaki pastaları sen mi yedin Ahmed?
- Onlardan birine dokunmadım anne.
- Ama beş tane vardı. Şimdi bir tane kalmış.
- Evet, dokunmadığım da zaten o biri.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE