Untitled Document

SOHBET ...................... Hz. FÂTIMA’NIN ARZUSU “Radıyallahü anha’’


Haz­re­ti Os­man efen­di­miz Re­sû­lul­la­ha zi­yâ­fet ver­miş­ti. Haz­ret-i Alî efen­di­miz zi­yâ­fet­ten son­ra eve gel­di. Haz­re­ti Fâ­tı­ma­tüz-Zeh­râ onu üzün­tü­lü gör­dü. Se­be­bi­ni sor­du:
“Ey Fâ­tı­ma, biz de bi­raz zen­gin olup, Re­sû­lul­la­hı da­vet et­sey­dik! Bu­gün haz­ret-i Os­man da’vet et­ti’’ , de­di. Fâ­tı­ma­tüz-Zeh­râ, “biz de da’vet  ede­lim’’ de­di. Haz­re­ti Alî: “Ey Ha­bî­bul­la­hın ke­rîme­si, ne ik­râm ede­cek­sin, han­gi ye­mek­le­ri ve­re­cek­sin?’’ de­di. Haz­ret-i Fâ­tı­ma, ‘’o Al­la­hü te­âlâ­nın sev­gi­li­si­dir. Hak te­âlâ ona ye­mek ve­rir’’ de­di. Haz­re­ti Alî, Re­sû­lul­la­hın hu­zû­ru­na git­ti. ‘’Yâ Re­sû­lal­lah, ke­rîme­niz Fâ­tı­ma, si­zi evi­ne da’vet edi­yor’’ de­di. Re­sû­lul­lah: ‘’Yal­nız be­ni mi yok­sa es­hâ­bım­la be­râ­ber mi ça­ğı­rı­yor’’ bu­yur­du. Haz­re­ti Alî, ‘’Es­hâb-ı ki­râm da be­ra­ber bu­yur­sun­lar’’ de­di. Re­sû­lul­lah, Es­hâ­bı ile kal­kıp haz­re­ti Fâ­tı­ma’nın evi­ni teş­rîf et­ti­ler. Fâ­tı­ma­tüz-Zeh­râ 
(ra­dı­yal­la­hü an­hâ): “Yâ Rab­bi! Ha­bîbin ve Es­hâ­bı, bu mis­ki­nin evi­ni şe­ref­len­dir­di­ler. On­la­ra ik­râm ede­cek bir­şe­yim yok. Sen on­la­ra ik­râm, ih­sân et, ni’met­ler ver!’’ di­ye düâ et­ti. Bir ten­ce­re­si var­dı. Oca­ğa koy­du. Hak te­âlâ lütf ede­rek, ten­ce­re­yi ye­mek­le dol­dur­du. Haz­re­ti Fâ­tı­ma, ye­me­ği Re­sû­lul­la­hın hu­zû­ru­na ge­tir­di. Es­hâ­bı ile bir­lik­te ye­di­ler. ‘’Bu Cen­net ye­mek­le­rin­den­dir’’bu­yur­du. Haz­re­ti Fâ­tı­ma oda­sı­na gi­rip Hak te­âlâ­ya sec­de et­ti. ‘’Yâ Rab­bî, kö­lem yok ki âzâd edi­yim. Bu üm­me­tin gü­nah­kâr­la­rın­dan bir kıs­mı­nın Ce­hen­nem­den âzâd edil­me­si­ni di­li­yo­rum’’ di­ye düâ  et­ti. He­men Ceb­râ­il aley­his­se­lâm gel­di. ‘’Yâ Re­sû­lal­lah, kı­zın Fâ­tı­ma, üm­me­ti­nin gü­nah­kâr­la­rı için mü­nâ­cat et­ti. Hak te­âlâ sa­na se­lâm söy­le­di ve: ‘’Fâ­tı­ma­nın evi­ne ge­len yüz er­kek ve yüz ka­dın­dan her­bi­ri­nin her adı­mı­na Ce­hen­nem­den bir ki­şi­yi azâd et­tim’’ .bu­yur­du.

GÜNÜN TARİHİ ......................   BOĞAZİÇİ DONDU
9 Şu­bat 1621’de şeh­ri ka­sıp ka­vu­ran şid­det­li so­ğuk­lar ne­ti­ce­si Bo­ğa­zi­çi’nde de­niz don­muş­tu. Sa­bah ya­tak­la­rın­dan kal­kan İs­tan­bul­lu­lar de­ni­zin don­du­ğu­nu hay­ret için­de gör­müş­ler­di. Bu ara­da, Be­şik­taş’­la Üs­kü­dar ara­sın­da Bo­ğaz’ı kap­la­yan buz­lar üze­rin­de yü­rü­ye­rek kar­şı­dan kar­şı­ya ge­çen­le­re de rast­lan­mış­tı.

 





Featured Image 01