MENKIBE ...................... BİLÂL-İ HABEŞİ
Hazret-i Bilâl, Resûlullahın vefatından sonra, bu büyük acıya dayanamayacağını anlayınca, Allah yolunda gazâ ve cihâd ile teselli bulurum diye düşünerek Medine’den hicret etti. Fakat Peygamberimizi bir an olsun unutamıyor, onun hasreti acısıyle yanıyordu.
Aradan yıllar geçti. Hasret ateşi gün geçtikçe kuvvetlendi. Bir gece rüyâsında, Resûlullahı gördü. Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu:
‘’Yâ Bilâl! Bu cefâ nedir? Henüz beni ziyâret edeceğin vakit gelmedi mi?
Uyanır uyanmaz, iki gözü iki çeşme, hemen devesine bindi. Medineye geldi ağlıyarak Kabr-i Saâdet üzerine kapandı ve mübârek topraklarına yüzünü sürmeye başladı.
Bu arada, Hazret-i Bilâl’in gelişini Hazret-i Hasan ve Hüseyin gördüler. Boynuna sarıldılar. Sonra dediler ki:
-Yâ Bilâl! Senin Resûlullaha okuduğun ezânı işitmek istiyoruz.
Peygamberimizin torunlarını kıramadı. Eskiden ezan okuduğu yerde durdu.
‘’ Allahü ekber...’’ dediği vakit, bütün Medine çalkalandı.’’Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah...’’ dediğinde Efendimiz tekrar dünyayı şereflendirdi de, bu ezân onun davetidir diye kadın, erkek bütün Medineliler Mescid-i Şerîfe doğru koşmağa başladı. Bütün gönüller heyecan içinde kalmıştı. Herkes hüngür hüngür ağlıyordu. Hazret-i Bilâl yalnız kendisinin değil, bütün müslümanların aynı hasret acısıyle yandığını görünce, Ezân-ı Muhammediyeyi tamamlamaya kendinde mecâl bulamadı, tekrar devesine bindi, süratle Medine’den uzaklaştı.
GÜNÜN TARİHİ...................... ANTEP’E GAZİLİK VERİLMESİ
8 Şubat 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen bir kanunla Antep şehrine “Gazi” ünvanı verilmişti. Mondros Mütarekesi ile Fransızlara verilen Antep, daha ilk işgâl gününden itibaren düşmana karşı amansız bir mücâdeleye tutuşmuştu. Kahraman Şahin Bey’in canı pahasına başlattığı iman dolu mücadele Antepliler’in işgal kuvvetlerini topraklarından çıkarıp atmalarıyla neticelendi.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE