Untitled Document

MENKIBE ................. ATEŞPEREST KOMŞU

Ah­med-i Harb haz­ret­le­ri, Ni­şa­pur’da ya­şa­mış bü­yük ve­li­ler­den­dir. Ateş­pe­rest bir kom­şu­su var­dı. Adı Beh­ram idi. Ti­ca­ret için bir ye­re mal gön­der­miş­ti. Hır­sız­lar alıp gö­tür­müş­ler. Ah­med-i Harb haz­ret­le­ri bu­nu du­yun­ca, ya­kın­la­rı­na de­di ki:
-Ge­lin kom­şu­mu­za gi­de­lim. Ba­şı­na böy­le bir hâl gel­di, üzül­me di­ye­lim. Her ne ka­dar ateş­pe­rest ise de, kom­şu­muz­dur.
Kalk­tı­lar ve Beh­râm’ın evi­ne git­ti­ler Beh­ram ken­di­le­ri­ni kar­şı­la­dı. Ah­med-i Harb haz­ret­le­ri­nin el­bi­se­si­nin ye­ni­ni öp­tü. İz­zet ve ik­ram ile kar­şı­la­dı.
Ah­med-i Harb:
-Ma­lı­nı­zın ça­lın­dı­ğı­nı duy­duk, hâ­tı­rı­nı­zı sor­ma­ya gel­dik.
-Evet öy­le­dir, ama bun­da üç şe­ye şük­ret­mem vâ­cip olu­yor:
‘’Bi­rin­ci­si, baş­ka­la­rı ben­den çal­dı, ben baş­ka­la­rın­dan çal­ma­dım.
İkin­ci­si, ya­rı­sı­nı al­dı­lar, ya­rı­sı ben­de kal­dı.
Üçün­cü­sü, din ben­de kal­dı, dün­ya­yı al­dı­lar.’’
Bu söz­ler Ah­med-i Harb’in ho­şu­na ­git­ti ve bu­yur­du ki:
-Bun­la­rı ya­zın, bu söz­ler­den iman ko­ku­su ge­li­yor. Hâ­lâ ni­çin ate­şe ta­pı­yor­sun?’’
-Ya­rın, be­ni yak­ma­sın di­ye...
-Çok ya­nı­lı­yor­sun. Ateş za­yıf­tır. Ona tap­mak­la he­sap­tan kur­tu­lun­maz. Çün­kü bir ço­cuk, bir avuç su at­sa onu sön­dü­rür. Bu ka­dar za­yıf olan şey, baş­ka­sı­na na­sıl kuv­vet ve­re­bi­lir? Bir par­ça top­ra­ğı bi­le ken­din­den ata­maz.Se­ni Al­lah’a na­sıl ka­vuş­tu­rur? Ateş câ­hil­dir; bir şey bil­mez. Ya­kar­ken misk ile ne­câ­se­ti ayır­maz. Sen ki yet­miş se­ne­dir ona ta­pı­yor­sun ve ben de öm­rüm­de bir ker­re ona tap­ma­dım, gel iki­miz de eli­mi­zi ate­şe so­ka­lım, se­ni ko­ru­yup ko­ru­ma­dı­ğı­nı gör!..
Ateş­pe­rest, bir ateş ge­tir­di. Ah­med-i Harb haz­ret­le­ri eli­ni ate­şin içi­ne sok­tu. Bir müd­det dur­duk­tan son­ra eli­ni çı­kar­dı. Ev sa­hi­bi gör­dü ki, eli­ne bir­şey ol­ma­mış!
Bu söz­ler ve ha­re­ket Beh­râm’ın kal­bi­ne te­sir et­ti. Kom­şu­su olan ve­li zâ­tın yük­sek ah­lâ­kı­nı gö­ren ateş­pe­rest Beh­ram, Ke­li­me-i şe­hâ­det ge­ti­re­rek imân et­ti, müs­lü­man ol­du.





Featured Image 01