SOHBET HAZRET-İ EBÛ ZER’İN VEFATI
Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri, Emir-ül mü’minîn Hazret-i Osman zamanında, Medine’den Rebeze’ye göç edip oraya yerleşmişti. Çok fazla hasta olmuştu. Annesi dâima ağlardı. Hazret-i Ebû Zer ona sordu:
-Anneciğim niçin ağlıyorsun?
-Hastalığın ölüme yaklaştı. Evde bir parça kefenimiz dahi yoktur.
-Onun için üzülme! Birgün,Resûlullah efendimizin huzûrunda sohbet ediyorduk. Buyurdu ki:
(İçinizden biriniz, sahrada vefât edecektir. Müslümanlardan bir grup da cenâzesinde bulunacaktır!)
Orda bulunanlardan, hayatda olan benden başka kalmadı. Anneciğim, şu tepeye çıkıp etrafa bak! Bir grup insan görmen lâzım!
Ebû Zer hazretleri ısrar edince, annesi tepeye çıktı, etrafına baktı. Develere binmiş birkaç kişinin geldiğini gördü. İşaret etti. Yanına geldiler,onlara dedi ki:
-Eshâb-ı kirâmdan Ebû Zer çok ağır hasta, ölüm halindedir! Gelir misiniz?
-Anamız, babamız ona fedâ olsun, elbette geliriz!
Hazret-i Ebû Zer onlarla selâmlaştı ve Hadîs-i şerîfi okudu. Sonra da, dedi ki:
-Kefenim yoktur. Biriniz kefen verebilir mi?
Ensârdan bir genç şöyle cevap verdi:
-Yanımda, annemin ketenden yaptığı iki elbise vardır. Onu verebilirim!
Hazret-i Ebû Zer, ona hayır duâ etti. Sonra vefat etti. Oradakiler techiz ve tekfin hizmetini görüp namazını kıldılar. Onlardan biri Abdullah İbni Mes’ud ve biri de Mâlik bin Eşter hazretleri idi.
¥ Adamın iyisi alışverişte belli olur.
¥ Adam olana bir söz yeter.
¥ Ağaca dayanma kurur, insana dayanma ölür.
¥ Ağacı kurt, insanı dert yer.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE