SOHBET..................................İYİLİĞİN MÜKÂFATI
İstanbuldan Hacca giden İbrahim efendi adındaki bir zat, yolda sadaka isteyen birine ihtiyacını tamammen karşılayacak kadar para vermişti.
Bir sabah Kâbe’yi tavaf ederken İbrahim efendi bakıyor ki, bütün Müslümanların kıblegâhı yanında biri uzanmış, uyuyor. Hemen adamı uyandırdı ve:
–İstirahatını başka yerde yap dedi.
Adam sesini çıkarmadan kalkıp gitti. Hacı İbrahim de iyi bir iş yaptığına inanarak vicdan huzuru içinde tavafına devam etti.
O gece İbrahim efendi gördüğü rüyâda ak sakallı, nurânî yüzlü iki zatın şu sözlerine muhatab oldu.
–Biz Resûlullah’ın gönderdiği elçileriyiz, hemen önümüze düş, mahkemeye gideceksin.
Ve İbrahim efendiyi önlerine alarak çölün ortasına doğru hızla yürüdüler. Hurma ağaçları ile çevrilmiş şırıl şırıl suları akan bir bahçenin ortasındaki beyaz badanalı binanın önünde durdular. Aksakallı zât içeri girip; saygı ile:
–Getirdik yâ Resûlullah, dedi
Dışarıdan bunu duyan İbrahim efendiyi bir titremedir aldı. Ve içeri girince baktı ki, bir mahkeme teşekkül etmiş. Hâkim makamında Resûlullah efendimiz, dâvacı yerinde de uykudan uyandırdığı şahıs var.
Bu manzara karşısında iyiden iyiye şaşıran Hacı İbrahim, utancından ayaklarının ucuna basa basa şuçlu mevkiine geldi ve titriyerek ayakta beklemeye başladı.
Bir anlık sukûttan sonra Resûlullah efendimiz buyurdu ki:
–Sen bu kardeşini uykusundan uyandırmak suretiyle istirahatına mâni olmuşsun, şimdi senden dâvacı; ne dersin?
Utancından bir türlü yukarı bakamayan İbrahim efendi, titrek bir sesle:
–Yâ Resûlallah, onu uykusundan uyandırdığım doğru, fakat maksadım istirâhatına mâni olmak değildi; Beytullah’ın yanı başında uzanarak yatması sebebi ile uyandırmıştım.
(Devamı var)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE