Untitled Document

SOH­BET..............................................NA­MA­ZIN HA­Kİ­KA­TI

Ha­dîs-i şe­rîf­ler­de buyu­rul­du ki:
-Çok na­maz kı­lan­lar var­dır ki, na­maz­la­rın­dan on­da bir ve­ya al­tı­da bir­den faz­la­sı ya­zıl­maz. Her­ke­sin na­ma­zın­dan yaz­dır­dık­la­rı, kal­bi hâ­zır ol­du­ğu kı­sım­lar­dır.
-Bir kim­se­den ay­rı­lır gi­bi na­maz kıl!
Ya­ni ken­di­ne ve is­tek­le­ri­ne ve­da et, on­lar­dan ay­rıl. Hat­ta Al­la­hü te­âlâ­dan gay­ri her şey­den uzak­laş, bü­tün var­lı­ğı­nı na­ma­za ver! Bu­nun için­dir ki, Haz­ret-i Âi­şe şöy­le bu­yu­ru­yor:
-Re­sû­lul­lah efen­di­miz bi­zim­le ko­nu­şur­ken, na­maz vak­ti olun­ca bi­zi ta­nı­ma­dı­ğı­nı söy­ler­di. Bu hâl, O’nun Al­la­hü te­âlâ­nın azâ­me­ti, 
bü­yük­lü­ğü ile olan meş­gû­li­ye­ti ve Al­la­hü te­âlâ­ya bağ­lı­lı­ğı se­be­bi ile idi. Pey­gam­ber efen­di­miz yi­ne bu­yur­du ki:
-Kal­bin hâ­zır ol­ma­dı­ğı na­ma­za, Al­la­hü te­âlâ iti­bar et­mez.
Haz­ret-i Ali na­maz için kalk­tı­ğı za­man, vü­cu­du­nu bir tit­re­me alır, yü­zü­nün ren­gi de­ği­şir­di ve (Ye­di kat gök­le­re ve ye­re ar­ze­di­len ve on­la­rın ta­şı­ya­ma­dık­la­rı emâ­ne­tin za­ma­nı gel­di) bu­yu­rur­du.

TARİH  .....................  EBUSSUÛD EFENDİ

İs­mi Ah­med bin Mus­ta­fa’dır. 13. Şey­hu­lis­lâm­dır. 1490’da te­vel­lüd ve 1574’de ve­fat et­miş­tir. Me­zâ­rı İs­tan­bul’da Ey­yüb Câ­mii kar­şı­sın­da­dır.
Ebus­su­ûd Efen­di, uzun boy­lu, za­yıf, nû­ra­ni yüz­lü, uzun­ca sa­kal­lı idi ve ga­yet sâ­de gi­yi­nir­di. Hâ­cet sa­hip­le­ri­ne ve ma­iy­ye­tin­de­ki­le­re yu­mu­şak mu­ame­le et­ti­ği hal­de; hu­zu­run­da hey­be­tin­den kim­se ile­ri gi­de­mez­di.
Ken­di Ho­ca­la­rın­dan Ke­mal Pa­şa­zâ­de (Mu­allim-i ev­vel) ol­du­ğu için, O’na da (Mu­allim-i sâ­ni) den­miş­tir...
En meş­hur ese­ri, arap­ça tef­sî­ri­dir. (İr­şâ­dü Akl-ıs Se­lîm) ad­lı bu ese­ri­ni, Ka­nu­nî Sü­ley­man’a sun­muş­tur. Şi­ir­le­ri ve halk için yaz­dı­ğı (Du­anâ­me)’si de çok gü­zel­dir.





Featured Image 01