Ramazan gittiği için değil, günahlarımız affolduğu için, büyük sevap ve nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için câmilerde toplanınca, Allahü teâlâ, meleklere; “İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler de; “Ücretini vermektir.” derler. Allahü teâlâ da; “Siz şahit olun ki, Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm.” buyurur.” Peygamber efendimiz; “Ramazanın son günü Allahü teâlâ, oruç tutanları affeder.” buyurunca, Eshâb-ı kirâm, (Yâ Resûlallah, o gün Kadir Gecesi mi?) diye suâl etti. Peygamber efendimiz buyurdu ki: “Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi bitirince ücreti verilir.” Bu mükâfatları bilen bir Müslüman nasıl sevinmez ve bayram etmez ki? Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hadîs-i şerîfte; “Allahü teâlâ, Ramazanda dört sınıf insan hariç, herkesin günahlarını affeder. Bunlar; içki içmeye devam eden, ana-babasına âsi olan, sıla-i rahmi terkeden, mümin olmaktan ümidini kesendir.” buyuruldu. Eğer bunlar tevbe ederse, Allahü teâlâ günahlarını affeder. |